🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor. 🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor.

Aramak istediğiniz içeriği yazın

Süper Admin

Süper Admin

Doğrulanmış Yazar
27 Yazı
37 Okunma
0 Yorum

ŞEYH ABDULLAH DAĞISTANİ HAZRETLERİNİN BÜYÜK İMTİHANI

Tasavvuf tarihi, ruhun eğitimi uğruna maddi dünyanın sınırlarını zorlayan sayısız örnekle doludur. Ancak bu örnekler arasında, öyle hikâyeler vardır ki, insan iradesinin ve inancın nerelere varabileceğini göstererek, sadece mistik bir çilecilik öyküsü değil, aynı zamanda derin bir iç disiplin ve teslimiyet dersi sunar. Şeyh Abdullah el-Fâiz ed-Dağıstanî Hazretleri’nin gençlik yıllarında yaşadığı beş yıllık kesin halveti, işte bu nadir hikâyelerden biridir.

Mürşidin Emri ve Sıra Dışı Bir İmtihanHenüz genç bir derviş olan Şeyh Abdullah, mürşidi Şeyh Şerefüddîn Hazretleri’nin gözetiminde yoğun bir manevi eğitimden geçmektedir. Evliliğinin daha altıncı ayı bile dolmamışken, önüne sıra dışı bir emir konur: Beş yıl boyunca tam bir inzivaya (halvete) çekilecektir. Bu emir, doğal olarak ailesinde üzüntüye sebep olur; annesi kaygılanır, yeni eşinin kalbi mahzundur. Ancak Şeyh Abdullah’ın kendi tepkisi, içsel bir aydınlanmanın işaretini verir gibidir. O, bu ağır imtihanı, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) duyduğu sevginin bir tezahürü ve şerefi olarak görür ve şikâyet etmek bir yana, bu sevgiyle sevinç duyar.

Bir Mağarada Katı Bir Manevi RejimGenç derviş, karla kaplı yüksek bir dağın, kuş uçmaz kervan geçmez bir ormanındaki bir mağaraya yerleşir. Burada geçireceği beş yıl, son derece katı ve düzenli bir manevi programla şekillenecektir. Bu programın detayları, ruhani bir eğitimin beden ve nefis üzerindeki mutlak hakimiyet arayışını yansıtır:

Fiziksel Arınma ve Metanet: Her gün altı defa soğuk su ile yıkanmak, hem maddi temizliği hem de nefsin rahatını kırmayı, bedeni disipline sokmayı amaçlar.Temel İbadetlerin İhmalsiz İfası: Farz namazlar ve günlük virdler asla aksatılmaz; manevi hayatın temel direkleri sağlam tutulur.Kur’ân ile Derin Ünsiyet: Günde en az 7, bazen 15 cüz (yaklaşık bir buçuk ile üç buçuk hatim) Kur’ân-ı Kerim okumak, ilahi kelamla sürekli ve yoğun bir temas halinde olmayı gerektirir.Zikirde Konsantrasyon: “Allah” lafzının günde 148.000 kez, Hz. Peygamber’e salât ü selâmın ise 24.000 kez dilde ve kalpte tekrarı, zihnin ve kalbin sürekli bir uyanıklık ve bağlılık halini muhafaza etmesini sağlar.Huşu ve Tefekkür: Bütün bunlara, anlatılması zor derin bir huşu, tefekkür ve manevi ameller eşlik eder.Bu disiplinin maddi karşılığı ise son derece mütevazıdır: Her gün bir kişi tarafından getirilen sadece 7 zeytin ve az miktarda ekmek. Beslenme, hayati fonksiyonları idame ettirecek minimum düzeyde tutulmuştur.

Nefse Verilen Söz ve Beş Yılın BedeliHalvete girerken, 15 buçuk yaşında ve kilolu bir genç olan Şeyh Abdullah, en büyük mücadeleyi kendi nefsiyle vereceğini bilir. Ona adeta şöyle hitap eder: “Ey nefsim, ölsem bile bu halvetsiz çıkmayacağım. Beni kandırıp fikrimi değiştirmeye çalışma.” Bu söz, iradenin nefis karşısındaki kesin tavrını ve teslimiyetteki kararlılığı simgeler.

Beş yıl sonra, 22 yaşında halvetten çıktığında, bu kararlılığın fiziksel bedeldeki yansıması açıktır: Yaklaşık 100 libre (45 kg) ağırlığında, oldukça zayıflamış bir haldedir. Beden, ruhun bu uzun ve çetin yolculuğunda adeta erimiş, süzülmüştür.

Bir Hikâyeden Çıkarılacak DerslerŞeyh Abdullah el-Fâiz ed-Dağıstanî Hazretleri’nin bu halveti, günümüz insanı için anlaşılması zor, hatta aşırı görünebilir. Ancak bu hikâyenin özünde, sadece bir çile çekme eylemi değil, derin manevi hedefler uğruna gösterilen olağanüstü bir konsantrasyon, sabır ve irade örneği yatar. Modern dünyanın dağınıklığı, sürekli dış uyaranları ve tüketim odaklı yaşamı karşısında, bu hikâye “içe dönmenin”, bir hedefe adanmanın ve nefsin taleplerine hakim olmanın sembolik bir ifadesi olarak okunabilir.

Nihayetinde, bu beş yıllık halvet, onun daha sonraki yaşamında önemli bir manevi mertebeye ve insanları irşad vazifesine hazırlanışının çekirdeğini oluşturmuştur. Hikâye, mürşidinin terbiyesi altında, bir gencin potansiyelini, sevgi ve teslimiyetle, insanüstü sayılabilecek bir disiplinle nasıl kemale erdirdiğinin kaydıdır.

Ruhu şâd, makamı âli olsun.

Kürşad BERKKAN

bu yazıyı beğendi

Yorumlar (0)

Yorum için giriş yap.

Link kopyalandı!