🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor. 🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor.

Aramak istediğiniz içeriği yazın

Süper Admin

Süper Admin

Doğrulanmış Yazar
26 Yazı
13 Okunma
0 Yorum

Kader: İman İlkesi, Felsefi Problem ve Varoluşsal Tecrübe

Yazar: KÜRŞAD BERKKAN

Özet: Bu makale, İslam inanç esaslarından (erkân-ı imân) biri olan kader kavramını çok yönlü bir perspektifle incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, kavramın sözlük ve terim anlamı ile Kur'an ve sahih sünnetteki dayanaklarını tespit ederek başlayacaktır. Ardından, erken dönemde ortaya çıkan ve İslam düşünce tarihini şekillendiren Cebriyye, Kaderiyye, Mu‘tezile ve Ehl-i Sünnet (Eş‘ariyye, Mâtürîdiyye) ekollerinin konuya yaklaşımları karşılaştırmalı olarak analiz edilecektir. Makalenin son bölümü, kader inancının günlük hayattaki tezahürlerini, modern bilimle (determinizm, indeterminizm) ilişkisini ve bireyin özgürlük-sorumluluk gerilimindeki varoluşsal konumunu ele alacaktır.

Anahtar Kelimeler: Kader, kaza, ezel, ilm-i ilâhî, irade, cüz'î irade, cebr, kaderiyye, cebriyye, Eş‘arî, Mâtürîdî, determinizm, özgür irade, teodise.

Giriş

Kader (قَدَر), "ölçü, miktar, plan, program, değer biçme" anlamlarına gelen "k-d-r" (قدر) kökünden gelir. İslami ıstılahta ise, Allah'ın (c.c.) ezelî ilmi ve iradesi doğrultusunda, kâinatta olacak her şeyi (varlıkları, olayları, süreçleri) belli bir ölçü, düzen, hikmet ve zaman ile takdir ve tayin etmesidir. Kaza (قَضَاء) ise, bu ezelî takdirin zamanı geldiğinde gerçekleşmesi, vâki olması şeklinde tanımlanır. İman esasları arasında "kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna iman" şeklinde yer alan bu ilke, akıl-vahiy, ilâhî kudret-insan iradesi (cüz'î irade) ve teodise (kötülük problemi) gibi en temel felsefi ve teolojik meselelerin odak noktasıdır.

1. Temel Kavramlar ve Kaynaklardaki Yeri

Kur'an'da Kader: Ayetler, Allah'ın her şeyi bir ölçüye (kader) göre yarattığını (Kamer, 54:49), insanın kaderinin (ecel, rızık) Allah'ın elinde olduğunu (En‘âm, 6:2; Hûd, 11:6) vurgular. Ancak aynı zamanda insana seçme yetisi (ihtiyar) verildiği (Kehf, 18:29), yaptıklarından sorumlu tutulacağı (Müddesir, 74:38) da açıkça belirtilir.Sünnette Kader: "Sizden hiç kimse yoktur ki, cennet veya cehennemdeki yeri yazılmış olmasın." (Buhârî) gibi hadisler kaderin yazıldığını, "Amelleriniz size, takdiriniz de Allah'a aittir." (Müslim) gibi hadisler ise fiilin insana ait olduğunu ifade eder.Bu iki boyut (ilâhî takdir ve insan sorumluluğu), İslam kelâmının en zor "denklemini" oluşturmuştur.2. Kelâm Ekolleri Bağlamında Tarihsel Tartışmalar

İlk üç asırda, insan fiillerinin kaynağı meselesi şiddetli tartışmalara yol açmış ve farklı ekoller doğurmuştur:

Cebriyye (Cehr b. Safvân öncülüğünde): İnsanın fiillerinde hiçbir irade ve gücü (istitâat) yoktur. O, rüzgâr önündeki yaprak gibidir. Fiilleri yaratan Allah'tır, insan sadece onları "kesb" (kazanma, üstlenme) eder. Bu görüş, insan sorumluluğunu anlamsızlaştırdığı gerekçesiyle büyük oranda reddedilmiştir.Kaderiyye/Mu‘tezile (Vâsıl b. Atâ, Amr b. Ubeyd öncülüğünde): İnsan, fiillerinin "yaratıcısı"dır (hâlık). Fiiller, Allah'ın ezelî ilminden ve kudretinden bağımsız, insanın kendi kazandığı (iktisab) şeylerdir. Bu görüş, adalet (adal) ilkesini korumayı hedefler ama Allah'ın mutlak ilim ve kudretine sınır çizdiği için eleştirilir.Ehl-i Sünnet (Eş‘ariyye ve Mâtürîdiyye): İki ana akım, arada bir yol (tevfik) bulmaya çalışmıştır.Eş‘arîler: İnsana, Allah'ın yarattığı bir "kesb" (kazanma) gücü verilmiştir. İnsan bir fiili irade eder (cüz'î irade), Allah da o fiili yaratır. Fiilin yaratıcısı Allah, kesbedeni (faili) insandır.Mâtürîdîler: İnsana "istitâat" (güç, kudret) ve "ihtiyar" (seçme özgürlüğü) verilmiştir. Allah, insanın seçimini ezelde bildiği için ona uygun fiili yaratır. Fiil, Allah'ın kudretiyle yaratılır, ama insanın iradesi ve tercihiyle gerçekleşir. Mâtürîdîler, insan iradesine daha fazla ontolojik alan tanır.3. Tasavvufta ve Halk İnanışında Kader

Tasavvufî Yorum (Teslimiyet ve Rızâ): Kader, sûfîler için bir tevekkül, teslimiyet ve nihayetinde "rızâ" makamına ulaşmanın zeminidir. "Kadere iman, Allah'ın takdir ettiği şeye razı olmaktır" anlayışı hâkimdir. Bu, pasif bir kabullenmeden ziyade, hikmeti araştıran ve içsel bir huzur bulan aktif bir teslimiyettir.Halk Dindarlığında: Kader inancı, bazen "yazılan olur" şeklinde fatalist (kadercilik/Cebriyye'ye yakın) bir anlayışa, bazen de "kısmet" inancıyla kişisel talih/şans gibi folklorik kavramlarla iç içe geçebilmektedir. "Alın yazısı" tabiri bu algıyı yansıtır.4. Modern Çağda Kader Algısı ve Yeni Sorular

Modern dönem, kader konusunda yeni sorgulamalar getirmiştir:

Bilimsel Determinizm ile İlişki: Doğa yasalarının katı determinizmi (nedensellik) ile ilâhî takdir arasında nasıl bir ilişki vardır? Kuantum mekaniğindeki indeterminizm (belirsizlik) insan iradesi için bir alan sağlar mı? Modern Müslüman düşünürler, Allah'ın sünnetullah (âdetullah) dediğimiz yasaları koyduğunu ve bu yasalar çerçevesinde insana bir seçim alanı tanıdığını savunma eğilimindedir.Özgürlük-Sorumluluk ve Sosyal Adalet: Kader inancı, toplumsal eşitsizlikler, yoksulluk veya sömürü karşısında bir "mazeret" veya "pasifleştirici bir unsur" olarak kullanılabilir mi? Bu, İslami modernist ve eleştirel söylemde sıkça tartışılan bir risk olarak görülmektedir. Sağlıklı bir kader anlayışının, kişiyi çaba (amel) ve sorumluluktan alıkoymaması gerektiği vurgulanır.Teodise (Kötülük Problemi): Dünyadaki acı, zulüm ve doğal afetler, mutlak kudretli, mutlak merhametli ve mutlak bilge bir Tanrı fikriyle nasıl bağdaşır? Bu klasik felsefi soru, kader bahsinin en çetrefilli kısmıdır. Gelenekte, bunun bir imtihan, hikmeti insan tarafından tam kavranamayan bir durum veya insanın kötüye kullandığı özgür iradenin sonucu olduğu gibi cevaplar geliştirilmiştir.GENEL DEĞERLENDİRME

Kader, bir "problem" olmaktan çok, insan aklının sınırlarını gösteren ve onu tevazuya davet eden bir "imandır". Tarihsel süreçte, bir uçta insanı edilgenleştiren bir cebir, diğer uçta ilâhî otoriteyi sarsan bir mutlak özgürlük anlayışı ortaya çıkmışsa da, Ehl-i Sünnet düşüncesi bu iki ucun arasında dengeli bir yol inşa etmeye gayret etmiştir.

Modern insan için kaderin en büyük meydan okuması, onu günlük hayatında nasıl anlamlandıracağıdır. Kader, geçmiş bir olay karşısında teselli ve sabrın kaynağı, geleceğe yönelik ise çabanın (azmin) ve planlamanın motivasyonu olmalıdır. "Takdire rıza göster, tedbiri elden bırakma" düsturu bu dengeyi özetler.

Sonuç olarak, kader meselesi kapalı bir kutu değil, sürekli tefekkür edilmesi gereken bir iman hakikatidir. Müslüman düşünürlerin önündeki görev, bu kadim inancı, ne fatalist bir hurafeye dönüştürmekten, ne de onu seküler bir özgürlük anlayışına feda etmekten kaçınarak; insanın onurlu sorumluluğunu, ilâhî kudretin mutlaklığı ile bağdaştıran sağlam, tutarlı ve umut verici bir dil ile yeniden ifade etmektir.

KAYNAKLAR

Yavuz, Y. Ş. (2001). "Kader". Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. Cilt 24, ss. 127-131.el-Bağdâdî, Abdülkahir. (2003). Usûlü'd-Dîn. İstanbul: İz Yayıncılık. (Çev. E. Demirli).ez-Zebîdî, Muhammed Murtaza. (1994). İthâfü's-Sâdeti'l-Müttakîn. Beyrut: Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye. (Cüz'î İrade bahsi).Watt, W. Montgomery. (1998). İslam Düşüncesinin Teşekkül Devri. Ankara: Ankara Okulu Yayınları. (Çev. E. Ruhi Fığlalı).Öztürk, M. (2018). Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı: Tefsirde Yeni Arayışlar. Ankara: Ankara Okulu Yayınları. (Kader ve Özgürlük bölümü).Çağrıcı, M. (2005). "İnsanın Fiilleri ve Kader". İslam Düşüncesinde İnsan Tasavvuru. İstanbul: İSAM Yayınları.Küçük, H. (2020). "Modern Bilim Işığında Kader ve İrade Meselesi". Mütefekkir, Cilt 7, Sayı 14, ss. 589-614.KÜRŞAD BERKKAN

Yorumlar (0)

Yorum için giriş yap.

Link kopyalandı!