🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor. 🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor.

Aramak istediğiniz içeriği yazın

Süper Admin

Süper Admin

Doğrulanmış Yazar
26 Yazı
16 Okunma
0 Yorum

İsm-i A'zam ve Hüddam İlişkisi: Teolojik Sınırlar ve Tarihsel Sapmalar

Yazar: KÜRŞAD BERKKAN

Özet: Bu makale, İslam geleneğinde Allah'ın en büyük ismi olduğuna inanılan İsm-i A'zam kavramı ile hüddam edinme pratikleri arasında tarihsel süreçte kurulmuş olan problemli ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, öncelikle İsm-i A'zam'ın klasik tefsir, hadis ve tasavvuf literatüründeki yerini ve anlamını ortaya koyacak; onun bir "dua ve tevhid" unsuru olan asli konumunu tespit edecektir. Ardından, "havâs" ve "gizli ilimler" (ulûm-ı hafiyye) geleneğinde bu kutsal kavramın nasıl metafizik bir "anahtar" veya "sihirli formül" haline dönüştürüldüğü ve cinleri kontrol etmek için bir araç olarak kullanıldığı iddiasının izleri sürülecektir. Makale, bu sapmanın dinî, aklî ve ahlakî açıdan taşıdığı ciddi riskleri ve bunun bir "kültürel istismar" örneği olduğu tezini savunacaktır.

Anahtar Kelimeler: İsm-i A'zam, hüddam, esmâül-hüsnâ, dua, icâbet, havâs, tılsım, şirk, istiâne, bâtıl inanç.

Giriş

İslam inancında Allah'ın güzel isimleri (esmâül-hüsnâ) ile dua etmek teşvik edilmiş ve bu isimlerin her biri ilâhî bir sıfat ve rahmet kapısı olarak görülmüştür. Bu isimler arasında, duanın kabulünde özel bir yeri olduğuna inanılan isme geleneksel olarak "İsm-i A'zam" (en büyük isim) denilmiştir. Sahih hadislerde bu ismin ne olduğu açıkça belirtilmemiş, ancak onunla yapılan duaların kabul edileceği müjdelenmiştir. Bu belirsizlik ve vaat, tarihsel süreçte, bu kavramın bâtınî ve okült yorumlara açık hale gelmesine zemin hazırlamıştır. Özellikle "cinleri kontrol etme" (hüddam) iddiasındaki pratikler, meşruiyetlerini çoğu zaman bu kutsal ve gizemli isme dayandırma eğiliminde olmuştur.

1. Klasik Kaynaklarda İsm-i A'zam: Dua ve Tevhid Merkezli Bir Anlayış

Hadislerdeki Yer: Rivayetlerde İsm-i A'zam'ın, "Allah" lafzı, "el-Hayy, el-Kayyûm" veya bazı uzun ayetler (örn. Ayet-el Kürsi, Bakara 255) içinde gizli olduğu yönünde çeşitli işaretler vardır. Önemli olan, bu isimle Allah'a yalvaran kulun duasının kabul edilmesidir. Burada amaç, kulun Allah'a yakınlaşması ve ihtiyaçlarını O'na arz etmesidir.Tasavvuftaki Yorum: Sûfîler, İsm-i A'zam'ı genellikle "zat ismi" olarak görür ve onunla yapılan zikrin kalbi arındırdığını, marifeti artırdığını savunurlar. Burada amaç, metafizik güç elde etmek değil, manevi bir kemale (fenâ fillah) ulaşmaktır.Ortak Nokta: Geleneğin sahih kanadında İsm-i A'zam, bir tevhid ve ubudiyet aracıdır. Onunla yapılan her şey, Allah rızası için ve O'nun izni dahilindedir. Bu, Allah ile kul arasında samimi bir bağ kurmaya yöneliktir.2. Sapmanın Mekanizması: İsm-i A'zam'dan Sihirli Formüle Geçiş

"Havâs" ve "gayb ilimleri" iddiasındaki çevrelerde, bu anlayış radikal bir dönüşüme uğramıştır:

Gizlilik ve Özel Bilgi Vurgusu: İsm-i A'zam'ın, sadece "seçilmiş" veliler veya üstatlar tarafından bilinen, sırlı bir kelime veya harf kombinasyonu olduğu iddia edilmiştir. Bu, onu genel dini pratikten (avam) koparıp, bir "inisiyasyon" ve "güç" sembolü haline getirmiştir.Araçsallaştırma ve "Kontrol Anahtarı"na Dönüştürme: Bu gelenekte, bu sırlı ismin doğru telaffuz ve özel ritüellerle (vird, çile, tılsım) kullanılması halinde, sadece dua değil, kâinattaki fizik ve metafizik yasaların da kontrol edilebileceği iddia edilmiştir. Cinlerin, ruhanilerin ve doğa olaylarının bu ismin gücüyle emre amade kılınabileceği (hüddam) savunulmuştur.Hüddam Pratiği ile Birleşme: Bu noktada, İsm-i A'zam iddiası, hüddam edinme pratiklerinin meşruiyet zeminini oluşturmuştur. "Falan üstad, İsm-i A'zam'ın sırrına vakıf olduğu için cinleri hizmetine almıştır" şeklindeki menkıbeler yaygınlaşmıştır. Bu, dini terminoloji kullanılarak yapılan ciddi bir sapmadır.3. Dinî ve Teolojik Açıdan Değerlendirme ve Sakıncalar

Bu sapmanın İslam'ın temel ilkeleriyle çatışan boyutları şunlardır:

Şirk Tehlikesi (İstiâne): İsm-i A'zam'ı, Allah'ın iradesinden bağımsız, otomatik işleyen bir "sihirli güç" olarak görmek ve onunla cinleri kontrol etmeye çalışmak, Allah'tan başkasından yardım dilemek (istiâne) anlamına gelir. Bu, tevhid inancına aykırıdır. Gerçekte, tüm tesir Allah'ındır; isimler O'nun isimleridir ve O'nun izni olmadan hiçbir şey gerçekleşmez.Sihrin Haram Kılınışı ile Çelişki: Bu pratikler, isim ne kadar kutsal olursa olsun, neticede sihir (büyü) kategorisine girer. Kur'an ve sünnette sihir kesin olarak haram kılınmış ve büyük günahlardan sayılmıştır. Kutsal bir ismi sihir aracı yapmak, ayrıca bir saygısızlıktır.Gayb Bilgisi ve Peygamberlik İddiası: "Bu ismi bilen cinleri kontrol eder" iddiası, gayb alanına (cinlerin dünyası, onlarla iletişim) ilişkin bilgi ve tasarruf iddiasıdır. Bu, peygamberlere ve vahye has bir özelliktir.Duanın Ruhundan Uzaklaşma: Dua, acziyetin itirafı ve Allah'a olan güvenin (tevekkül) ifadesidir. İsm-i A'zam'ı bir "kontrat" veya "emir" aracına dönüştürmek, duanın bu ruhunu tamamen yok eder ve onu tılsımsı bir büyü formülüne indirger.4. Psikolojik ve Sosyolojik Boyut: Neden İnanılır?

Güç ve Kontrol İllüzyonu: İnsan, çaresiz hissettiği durumlarda, doğaüstü güçler üzerinde kontrol sahibi olma fantazisine sığınabilir. İsm-i A'zam ve hüddam anlatıları, bu psikolojik ihtiyacı karşılayan bir mit sunar.Kültürel Aktarım ve Menkıbeler: Nesiller boyu anlatılan "veli" menkıbeleri, bu tür olağanüstü olaylarla süslenmiş, bunlar toplumsal hafızada gerçeklik algısı kazanmıştır.Maddi Çıkar ve Sömürü: Bu gizemli bilgiye sahip olduğunu iddia eden kişiler, insanların korku ve umutlarını sömürerek maddi menfaat (hediye, bağış) veya manevi nüfuz elde ederler.GENEL DEĞERLENDİRME

İsm-i A'zam, İslam'ın dua ve zikir geleneğinde deruni bir yeri olan, Allah'a yakarmada özel bir öneme haiz bir kavramdır. Ancak, bu kavramın hüddam edinme gibi sihirsel-büyüsel pratiklerle ilişkilendirilmesi, onun asli anlamına ve dinin ruhuna yapılmış ciddi bir müdahaledir. Bu, tevhid inancının, şirk ve hurafeye karşı sürekli mücadele etmek zorunda kaldığı tarihsel bir cephenin göstergesidir.

Sağlıklı bir dini anlayış, İsm-i A'zam'ı, Allah'ın sonsuz rahmetine açılan bir kapı, samimi yakarışların kabulü için bir ümit kaynağı olarak görmeli; onu, kâinatın ve gaybın kontrolünü ele geçirmeye çalışan bir "sihirli değnek" haline getirmekten şiddetle kaçınmalıdır. Müslüman bireyin hedefi, cinleri hizmetine almak değil, kendi nefsini (hevasını) terbiye etmek ve Rabbi ile olan bağını güçlendirmek olmalıdır. Hakiki "A'zam" (en büyük) olan yalnızca Allah'tır ve O'na ulaşmanın yolu, büyü ve hüddam değil, ihlas, ibadet ve güzel ahlaktır.

KAYNAKLAR

Gazzâlî, Ebû Hâmid. (1999). el-Maksadü'l-Esmâ fî Şerhi Esmâillâhi'l-Hüsnâ. Beyrut: Dâru'l-Ma‘rife. (Esmâül-hüsnâ ve İsm-i A'zam yorumu).İbn Teymiyye, Takıyyüddin. (2005). Mecmû‘u'l-Fetâvâ. Riyad: Dâru Âlemi'l-Kütüb. (Ciltler içinde sihir, hüddam ve İsm-i A'zam'a dair reddiyeler).Suyûtî, Celâlüddin. (2003). el-Haberü'd-Dâll alâ Ma‘rifeti'l-İsm-i A‘zam. Kahire: Mektebetü'l-Kur'ân. (Konuya dair klasik bir risale, çeşitli görüşleri derler).Aclûnî, İsmâil b. Muhammed. (1997). Keşfü'l-Hafâ ve Müzîlü'l-İlbâs. Beyrut: Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye. (İsm-i A'zam ile ilgili zayıf ve uydurma hadislerin tespiti).Canan, İbrahim. (1995). Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi. Ankara: Akçağ Yayınları. (İlgili hadislerin şerhi).Özervarlı, M. S. (2008). "İsm-i A'zam". Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. Cilt 23, ss. 72-73.Elik, Hasan & Coppens, Pieter. (2010). Magic and Divination in Early Islam. London: Routledge. (Erken dönemde büyü ve okült pratiklerin analizi).KÜRŞAD BERKKAN

Yorumlar (0)

Yorum için giriş yap.

Link kopyalandı!