🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor. 🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor.

Aramak istediğiniz içeriği yazın

Yazar

Hamide Demir

Toplam 3 makale
Bu yazı 7 görüntülenme

ÖZ DİSİPLİN; Bilinç, İnanç Ve İrade Arasındaki İnce Çizgi:

Öz disiplin, insanın biyolojik dürtüleri ile yüksek bilinci arasındaki o ince dengede kurduğu irade köprüsüdür. Sadece bir "kararlılık" hali değil, bireyin kendi üzerindeki egemenliğini ilan etme sanatıdır.


Bu kavramı hem modern bilimin nöro-kimyasal pencerelerinden hem de Kur’an’ın varoluşsal öğretilerinden bakarak daha derin bir düzlemde inceleyebiliriz.


İradenin Mimarisi: Bilimsel ve Ruhsal Perspektif

Modern psikoloji, öz disiplini "yönetici işlevler" kategorisinde ele alır.


Bilimsel bulgular, irade kullanımının beyindeki glikoz tüketimiyle ve ön lobun (prefrontal korteks) etkinliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu; ancak bu gücün sınırsız olmadığını

(Ego Depletion teorisi) belirtir. Yani öz disiplin, rastgele bir güç gösterisi değil, enerjinin stratejik yönetimidir.


Nöroplastisite çalışmaları ise, disiplinli davranışların beyinde yeni sinaptik yollar açarak zamanla "otomatikleştiğini" ve zahmetli bir çabadan zahmetsiz bir karaktere dönüştüğünü kanıtlamaktadır.


Bu bilimsel gerçeklik, Kur’an-ı Kerim’in "nefsi tezkiye" (arındırma) ve "cihad-ı ekber" (büyük mücadele) kavramlarıyla muazzam bir uyum sergiler.


Kur'an, insanı sürekli bir gelişim ve denetim halinde olmaya çağırır:

"İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır." (Necm Suresi, 39. Ayet)


Bu ayet, başarının tesadüfi olmadığını, öz disiplinle örülen bir emeğin sonucu olduğunu beyan eder.


Yine Furkan Suresi 43. ayette, kendi heva ve hevesini (dürtülerini) tanrı edinenlerin uyarıldığı görülür; bu da modern psikolojinin

"dürtü kontrolü bozukluğu" olarak tanımladığı durumun manevi bir teşhisidir.


Öz disiplin, İslam düşüncesinde "sabır" ve "takva" (sorumluluk bilinciyle korunma) ile beslenir. Sabır, sadece beklemek değil, hedefe giden yolda karşılaşılan içsel ve dışsal engellere karşı bilişsel bir direnç göstermektir.


Sonuç olarak;

Öz disiplin, bilim dünyasında "prefrontal korteksin limbik sisteme (ilkel beyin) galibiyeti" iken; Kur’anî perspektifte "aklın ve ruhun, nefsin geçici arzularına üstün gelmesidir." Bu iki bakış açısı birleştiğinde ortaya çıkan ışık şudur: İnsan, biyolojik bir makine değil, iradesiyle kendi kaderini şekillendirme kapasitesine sahip bir varlıktır. Gerçek özgürlük, canımızın istediğini yapmak değil, bizi biz yapan değerlere sadık kalacak gücü kendimizde bulmaktır.

Fikirlerinizi Paylaşın (0)

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar