🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor. 🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor.

Aramak istediğiniz içeriği yazın

Yazar

kürşad berkkan

Toplam 2 makale
Bu yazı 110 görüntülenme

Muhyiddin Arabî Günümüzde Yaşasaydı

Yazan: Kürşad Berkkan

(Araştırmacı Yazar — Tasavvuf ve Metafizik Yolculuğu, Dünyayı Yöneten Gizli Cemiyetler, 3. Dünya Savaşı Armageddon ve benzeri eserlerin müellifi)

Giriş: Bir “Şeyhü’l-Ekber”i Bugüne Taşımak

İslam irfan geleneğinin en etkileyici isimlerinden biri olan Muhyiddin İbnü’l-Arabî (ö. 1240), “Şeyhü’l-Ekber” unvanıyla anılan büyük bir mutasavvıf ve düşünürdür. Onun metinleri, yalnızca tasavvufî bir duygu dili değil; aynı zamanda varlık, bilgi, insan ve hakikat üzerine kapsamlı bir ontoloji ve epistemoloji önerir. En meşhur eserleri arasında el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye ve Fusûsü’l-Hikem zikredilir.

Peki ya İbnü’l-Arabî günümüzde, 21. yüzyılın yapay zekâ, küresel tüketim, kimlik savaşları, bilgi kirliliği ve dijital yalnızlık çağında yaşasaydı? Bu soru, tarihî bir kişiliği romantikleştirmekten ibaret değildir. Aksine, modern insanın yaşadığı anlam krizini, onun kavramlarıyla yeniden okumak için güçlü bir mercek sunar.

1) Vahdet-i Vücûd, Dijital Parçalanma ve “Benlik” Krizi

İbnü’l-Arabî’nin düşüncesi, modern çağda en çok benlik (ego) meselesine dokunurdu. Bugünün insanı, ekranlar arasında bölünmüş kimlikler taşır: gerçek hayat, sosyal medya kimliği, rol kimliği, “görünür olma” zorunluluğu… İbnü’l-Arabî ise insanın hakikatini, parçalı performansların toplamında değil, varlığın birliğini idrak çizgisinde arar.

Günümüzde yaşasaydı muhtemelen şöyle bir teşhis koyardı:

Dijital çağ, insanı “çokluk” içinde boğuyor; fakat bu çokluk, hakikî bir zenginlik değil, dağınık dikkat ve dağınık kalp üretiyor. İbnü’l-Arabî’nin diliyle söylersek; suretler çoğaldı, fakat mânâya yöneliş zayıfladı. Bu yüzden modern insanın “ruhsal yorgunluğu”, yalnızca psikolojik değil; varoluşsal bir yön kaybıdır.

2) Yapay Zekâ ve Bilinç Tartışmaları: “Suret” ile “Ruh”un Ayrımı

Bugün “zekâ” kavramı, çoğu zaman veri işleme kapasitesine indirgeniyor. İbnü’l-Arabî yaşasaydı, yapay zekâya merakla bakar; ama aynı zamanda kritik bir ayrımı sürekli hatırlatırdı:

Suret taklidi, hakikatin kendisi değildir.

Yapay zekâ; dil, görüntü, müzik ve karar mekanizmalarında olağanüstü taklitler üretebilir. Fakat İbnü’l-Arabî’ye göre insanı insan yapan şey, yalnızca “hesap” değil; şuur, niyet, yöneliş ve kalbî idraktir. Bu noktada modern çağa şu uyarıyı getirmesi muhtemeldi:

Teknoloji büyürken, insanın iç âlemi küçülürse; uygarlık ilerler, ama insan geriler.

Böyle bir perspektifle, “transhümanizm” gibi akımlara da mesafeli yaklaşırdı: İnsanı makineyle yükseltme iddiasının arkasında, çoğu zaman faniliği inkâr etme ve kontrol arzusu yatar. İbnü’l-Arabî ise kontrol arzusunun, insanın en büyük perdelerinden biri olduğunu söylerdi.

3) Bilgi Kirliliği, Hakikat ve “Marifet”in Yeniden İnşası

Günümüzün en büyük problemlerinden biri “bilgi eksikliği” değil; bilgi enflasyonudur. Her şey söyleniyor, ama hakikat çoğu zaman kayboluyor. İbnü’l-Arabî, modern bilgi düzenini büyük ihtimalle iki açıdan eleştirirdi:

  1. Bilginin amaç olmaktan çıkıp güç aracına dönüşmesi
  2. Hakikatin, hız ve gösteri kültüründe yitirilmesi

Onun “marifet” anlayışı, salt entelektüel birikim değildir; insanın kendini tanıması, kalbini arındırması ve varlığı doğru okumasıdır. Günümüzde yaşasaydı “maneviyat” adı altında pazarlanan yüzeysel trendleri de eleştirirdi: “Ruh”u, bir tüketim nesnesine dönüştüren her yaklaşım, hakikati inceltmek yerine kalınlaştırır.

Bu bağlamda sizlere şunu söylerdi:

Hakikat arayışı, ekran başında değil; nefs terbiyesi, doğru niyet ve derin tefekkürle başlar.

4) Küresel Güç, Gizli Yapılar ve “Perde” Meselesi

Günümüzde güç ağları, yalnız siyasette değil; ekonomi, medya, algoritmalar ve kitle psikolojisinde de örgütleniyor. İbnü’l-Arabî yaşasaydı, “gizli güç” meselesini sadece komplo başlığıyla değil, daha köklü bir çerçevede ele alırdı: Perdeler (hicab).

Güç odakları; insanın zaaflarını, korkularını ve arzularını kullanarak onu yönlendirebilir. Fakat İbnü’l-Arabî’nin temel vurgusu, “dış düşman”dan önce “iç kapı”yı göstermektir:

İnsan kendi nefsini yönetemiyorsa, dış dünyayı doğru okuyamaz.

Benim Dünyayı Yöneten Gizli Cemiyetler gibi çalışmalarımda ele aldığım modern güç düzenekleri, İbnü’l-Arabî’nin diliyle “surette” görünen birer gölgedir; asıl mesele, insanın hakikat ile bağının zayıflamasıyla oluşan ruhsal savunmasızlıktır. Bu nedenle o, politik analiz kadar ahlâkî ve manevî bağışıklığa yatırım yapardı.

5) Aşk, Merhamet ve Kutuplaşma: Kimlik Savaşlarına Tasavvufî Yanıt

Bugün toplumlar; mezhep, ideoloji, kimlik ve kültür eksenlerinde sertçe kutuplaşıyor. İbnü’l-Arabî, “öteki”ni yok sayan dili muhtemelen en sert şekilde eleştirirdi. Çünkü onun irfanı, hakikati yalnızca “biz”e hapseden daralmaya karşıdır.

Günümüzde yaşasaydı, tartışmaları “haklı çıkmak” yerine “kalbi ihya etmek” çizgisine taşımaya çalışırdı. Aşk kavramını da romantik bir duygu değil; varlığın rahmet dili olarak yeniden anlatırdı. Kutuplaşmanın panzehiri, sloganlar değil; edep, merhamet ve hakikate sadakat olurdu.

Sonuç: İbnü’l-Arabî Bugün Olsaydı Ne Yapardı?

Muhyiddin Arabî günümüzde yaşasaydı; muhtemelen bir “fenomen” olmayı değil, insanı kendine döndürmeyi hedeflerdi. Belki üniversitelerde konuşur, belki dijital mecraları kullanırdı; fakat mesajı net olurdu:

  • Teknoloji, kalbin yerini tutmaz.
  • Bilgi, hikmete dönüşmüyorsa yük olur.
  • Güç, nefsi besliyorsa fitnedir.
  • Hakikat, gösterişte değil; arayışta açılır.

Ve sizlere şunu hatırlatırdı: Modern çağın en büyük problemi, “dünya”nın büyümesi değil; kalbin küçülmesidir. Kalp yeniden büyüdüğünde, dünya doğru yerine oturur.

Kaynakça

Birincil Kaynaklar (Klasik Metinler):

  • İbnü’l-Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye.
  • İbnü’l-Arabî, Fusûsü’l-Hikem.
  • İbnü’l-Arabî, Rûhu’l-Kuds.
  • İbnü’l-Arabî, Tercümânü’l-Eşvâk.

İkincil Kaynaklar (Modern Akademik Çalışmalar):

  • Chittick, William C., The Sufi Path of Knowledge: Ibn al-‘Arabi’s Metaphysics of Imagination.
  • Addas, Claude, Ibn ‘Arabi: The Voyage of No Return.
  • Chodkiewicz, Michel, An Ocean Without Shore: Ibn Arabi, the Book, and the Law.
  • Corbin, Henry, Creative Imagination in the Sufism of Ibn ‘Arabi.
  • Nasr, Seyyed Hossein, Islamic Philosophy from Its Origin to the Present.

Kürşad Berkkan (Yazarın Eserleri):

  • Berkkan, Kürşad, Tasavvuf ve Metafizik Yolculuğu (Kendi yayınım).
  • Berkkan, Kürşad, Dünyayı Yöneten Gizli Cemiyetler (Kendi yayınım).
  • Berkkan, Kürşad, 3. Dünya Savaşı Armageddon (Kendi yayınım).


Fikirlerinizi Paylaşın (0)

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar