İnsan bazen üşür.

Ama dışarıda kar yağdığı için değil…

Kalabalıkların içinde bile yalnız kaldığı için üşür.

Bir cümle duymaz, bir el uzanmaz, bir gönül ısınmaz…

Ve sonra anlar: Üşüyen şey bedeni değil, ruhudur.

“Gönlünün ruhu üşümüşse hatayı kendinde ara…” denildiğinde insanın içi burkulur. Çünkü bu söz, suçu başkasına atmayı değil; önce kendini yoklamayı öğütler. Her şeyin sorumlusu sensin demek değildir belki ama şunu fısıldar:

“Derdin büyüdüyse, kalbin daraldıysa, dön ve önce kalbine bak.”

Bazen insan kendi kendini bile dinlemez.

Koşturur, yetişir, susar, idare eder…

Gülümser ama içi ağlar.

“Ben iyiyim” der, ama en çok da kendine yalan söyler.

Sonra bir gün ansızın çöker her şey.

Bir olay olur, küçük bir kırgınlık olur… ama sanki yıllardır taşınan bütün yük aynı anda devrilir.

İşte o an sorar insan:

“Ben neden böyle oldum?”

Cevap çoğu zaman dışarıda aranır.

Şu yüzünden, bu yüzünden, o konuşmadı, bu anlamadı, herkes gitti…

Haklıdır belki de. İnsan kırılır, insan yalnız kalır, insanın canı yanar.

Ama denemenin asıl sertliği burada başlar:

"Rabbine sığınsaydın o seni darda koymazdı.”

Ne ağır cümle…

Çünkü bu söz “Yalnız değildin.” der.

“Kimse seni anlamasa da Allah seni görüyordu.” der.

“Kapılar kapandı sanırken senin kapın açıktı.” der.

İnsan bazen Rabbine sığınmayı sadece dert büyüyünce hatırlar.

Oysa sığınmak; ağlamak bittikten sonra değil, göz dolarken başlamalıdır.

Rabbine sığınmak; çaresizlik değil, en büyük güçtür.

İnsan her şeye yetişemeyebilir…

Herkesi tutamaz…

Kalbini her gün aynı sağlamlıkta tutamaz…

Ama Allah’a tutunabilirse, düşerken bile kaybolmaz.

Çünkü dünya bazen soğuktur.

İnsan bazen serttir.

Hayat bazen insana “yalnızsın” hissini öyle bir verir ki, en güçlü olan bile güçsüzleşir.

Fakat sığınmak…

İnsanı yeniden toparlar.

Belki de bu yüzden insanın üşüyen ruhu bir battaniye değil, bir dua arar.

Bir “Ya Rabbi ben çok yoruldum” cümlesi bazen bir ömre yeter.

Bir secde, bir iç döküş, bir samimi yakarış…

İnsanı kalbinden tutup kaldırır.

Ve insan şunu fark eder:

Benim üşümem, herkesin gitmesinden değil…

Benim asıl üşümem, Allah’a uzak kaldığım günlerdenmiş.

O yüzden bu cümle bir öğüt değil sadece…

Bir uyarı, bir silkiniş, bir dönme çağrısıdır.

Ruhun üşüdüyse…

Bir yerde kalbin unutulduysa…

Kimse seni anlamıyorsa…

Belki de Rabbine daha çok yaklaşmanın zamanıdır.

Çünkü O yaklaşınca, hiçbir şey eskisi kadar ağır gelmez.

Ve insan sonunda şunu öğrenir:

Bazı dertler geçsin diye değil…

Rabbe dönülsün diye gelir.