🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor. 🌟 Bilgi Paylaştıkça Çoğalır! En güncel içerikler için bizi takip edin. 📚 Yeni yazılarımızı kaçırmayın! ✨ Her gün yeni içerikler ekleniyor.

Aramak istediğiniz içeriği yazın

Bana yaz Bay Bilge
Hamide Demir

Hamide Demir

Doğrulanmış Yazar
19Yazı
51Okunma
0Yorum

Bir Kadının Gizemli Dünyası;

Bir Kadının Gizemli Dünyası;

Bir Kadının Gizemli Dünyası;

Gerçek ve Gölge iç içe:

Galata’da haritalarda görünmeyen bir sokak var. Gece yarısından sonra pusu çöker, ıslak taşlar eski isimleri fısıldar. Orada tabelasında sadece “N.” yazan bir antikacı dükkanı durur.

Gündüzleri Nil satıcıdır. Eski saatler, sararmış haritalar, unutulmuş isimler. Müşteriler çıkar, sisin içinden geçmiş gibi hafifler.

Gece olunca dükkan başka bir şeye dönüşür. Arka odada, ahşap masanın üzerinde kapağında içe geçmiş üç hilal ve ortasında bir göz olan defter bekler. Defter yazılmaz. Defter "yazdırır". Sadece ayın 13. gecesinde, gökyüzü bulutsuz olduğunda.

Çünkü o defter bir Eşik’in günlüğüdür. İki dünya arasındaki ince zarın. Ve zar her zaman yırtılmak ister.

Kayıp:

13 Aralık 2008. Lodos Galata’yı dövüyordu.

15 yaşındaki Ece, ablası Nil’i dükkana çağırdı. “Abla gel! Kapı kendi kendine açıldı!”

Arka odada defterin sayfaları rüzgarsız uçuşuyordu. Kapağındaki göz açıktı. Sayfalardan biri kan gibi kırmızıyla dolmuştu:

“Eşik açıldığında, üç şey istenir: Bir isim, bir anı, bir can.”

Duvar çatladı. İçeriden iki ses geldi. Biri Ece’nin. Diğeri değildi.

“Gel Ece... senin zamanı geri getireceksin...”

Nil kız kardeşinin kolundan tuttu. “Kapat o defteri!”

Çok geçti. Ece’nin gözleri boşaldı. Ağzından kendi sesi çıkmadı:

“Ben kalıyorum. O gitsin.”

Bir saniye. Sadece bir saniye.

O saniyede Ece’nin bedeni kaldı, ama içindeki “Ece” çekilip gitti. Yerine kapının ardındaki şey geçti.

Nil bunu fark ettiğinde gölge gülümsedi ve dedi ki:

“Teşekkürler abla. 15 yıl senin anılarını yaşamak eğlenceliydi.”

Ertesi sabah polis Ece’nin odasını boş buldu. Yatağı düzgün, defteri kayıp, duvarda sadece üç hilal ve bir göz çizimi vardı.

Aradan Geçen

15 yıl sonra.

Gerçek Ece geri döndü. Ama bedeni 15 yaşında kalmıştı. Gözleri Nil’inki gibiydi. Artık her şeyi hatırlıyordu.

Nil’in dükkanında üç kişi vardı: Nil, Ece, ve aynada yaşayan Gölge Ece.

Gölge her gece fısıldıyordu:

“Sen beni geri gönderdin Nil. Ama ben senin 15 yılını aldım. Adil değil mi?”

Ezoterik kanun basitti: Eşik’ten geçen her ruh denge ister. Ece’nin bedeni döndüğünde zaman da geri dönmeye başladı. Saatler ters çalıştı. Müşteriler dükkana girip 20 yıl önceki halleriyle çıktı. Nil her gece 15 yıl önceyi yeniden yaşadı. Rüya değildi. Hatırlamak bir cezaydı.

13 Aralık 2024’te, ay tutulması gecesi, Nil defteri açtı ve yazdı:

“Ben Nil. Ece’nin yerine ben gidiyorum. Kapı sonsuza kadar kapansın.”

Kapı açıldı. İçeriden gelen el Nil’i çekti.

“ABLA HAYIR!” diye bağırdı Ece.

Ama Nil gülümsedi. “Bazı kapılar kapanmalı Ece. Senin yaşaman için.”

Miras:

Ece 30 yaşında uyandı. Zaman onu yakalamıştı.

Dükkan kapalıydı. Defter yoktu. Sadece aynada bir çatlak ve içinden gelen fısıltı vardı:

“Defter senin kanınla açılır Ece. Başka türlü Eşik konuşmaz.”

“Eşik Kanunları” adlı eski kitapta yazıyordu:

“Kan, zamanın mürekkebidir. Akan kan, akan zamanı durdurur.”

Ece parmağını kesti. Bir damla kan kapalı göze düştü. Göz açıldı.

Defter yazdı: “Nil burada değil. O artık Eşik’in bekçisi.”

Ece yazdı: “Nil, geri dön. Ben hazırım.”

Hata buydu. Eşik iki taraflıydı. Sen birini çağırsan, diğeri de seni çağırdı.

Dükkanın duvarları eridi. Galata’nın altındaki Bizans sarnıcı yüzeye çıktı. Yıldız tozu akıyordu. İçinde yüzlerce kapı. Her kapının arkasında bir “Nil” vardı. 23 yaşında. 15 yaşında. Hiç doğmamış. Hepsi fısıldıyordu: “Ben gerçek olanım.”

Ece gözlerini kapattı. 15 yıl önceki geceyi hatırladı. Ablasının elinin sıcaklığını. “Kapat o defteri!” diye bağırışını. Ve en önemlisi: Ablasının gülümsemesini.

“Bazı kapılar kapanmalı Ece. Senin yaşaman için.”

“Sen değilsin” dedi Ece. “Sen ablam değilsin.”

99 kapı kapandı. Kalan tek kapı açıldı. İçeriden Nil çıktı. Gözleri yıldız tozuyla doluydu.

“Geri dönmem için bedel ödedin” dedi. “Artık sen bekçisin.”

Bekçi:

Ezoterik öğretide Eşik’in bekçisi olmak lanet değil, görevdir. Korkmayanlar korur.

Nil’in eli Ece’nin alnına değdi.

“Unutma. Eşik seni seçti çünkü sen korkmadın.”

Ve Nil yok oldu.

Dükkan normale döndü. Arka odada boş bir masa ve kapağı kapalı defter kaldı.

Ece aynaya baktı. Gölgesi yoktu. Çünkü gölgesi artık ışığa geçmişti.

Bir ay sonra dükkanın tabelası değişti: “E. Antika”

Gündüzleri Ece eski saatler satıyor. Geceleri defteri açıp kaybolmuş anıları geri getiriyor.

Her dolunayda dükkanın önünde durup gökyüzüne bakıyor. Bir yıldız diğerlerinden parlak yanıyor.

Ablası onu izliyor.

Ama defterin son sayfası boş değil. Her gece yeni bir cümle beliriyor:

“Eşik sabırsızlanıyor. Bir sonraki kişi kim olacak, Ece?" Diye yazmaya devam ediyordu!!!

Kapılar kapanmaz, sadece zamanını beklerdi!

Galata’da “N.” tabelalı dükkanı bulursan içeri girme. İçeriden adın fısıldanıyorsa, çoktan seçilmişsin demektir.

ÖZET:

Hafıza bir bedeldir. Unutmak için ödediğin şey, hatırlamak için ödeyeceğinden daha ağırdır.

Gölgen yoksa, ışığa bak. Çünkü Eşik’te gölgesi olmayanlar, artık kendilerine ait değildirler...

bu yazıyı beğendi

Yorumlar (0)

Yorum için giriş yap.

Büyütülmüş Resim
✓ Link kopyalandı!