Anadolu’nun İslâmlaşmasında rol oynayan abdalân-ı Rûm zümresine mensup, menkıbevî bir şahsiyettir. Halk arasında ruh hastalarına şifa verdiğine inanılması sebebiyle asırlarca ziyaret edilmiştir.
Kökeni
Taşköprülüzâde onun aslen Acem diyarından ve bir emîrin oğlu olduğunu kaydeder. Cezbe hâli ortaya çıkınca memleketini terk edip Anadolu’ya gelmiş, Akhisar yakınlarına yerleşmiştir.
Türbeleri ve Makamları
Menkıbevî kimliği sebebiyle adına birden fazla türbe yapılmıştır. İstanbul, Afyon, Manisa, Aydın, Sivrihisar, Göynük ve Makedonya’da yedi türbesi; Akhisar Karaköy, Eşme ve Manisa Horoz köylerinde üç makamı bulunur. En bilineni Üsküdar’daki türbedir; İstanbul’un en büyük mezarlığı olan Karacaahmet Mezarlığı adını ondan almıştır.
Bir insanın yedi ayrı yerde türbesinin bulunması, tarihten çok hafızaya ait bir durumdur.
Halk İnancındaki Yeri
Taşköprülüzâde, kabri başında edilen duaların kabul olunduğuna ve hastaların şifa bulduğuna inanıldığını, bu kanaatin memleketinde hem halk hem de seçkinler arasında oldukça yaygın olduğunu belirtir. Kendisinden sonra şeyhlik ve halk hekimliği vazifesini oğlu Eşref sürdürmüştür; Hızır Abdal adında bir oğlu daha olduğu bilinmektedir.
Bektaşî Geleneğindeki Yeri
Bektaşîlik içindeki konumunun Hacı Bektâş-ı Velî ile doğrudan bir bağdan çok, Abdal Mûsâ ile ilişkisinden kaynaklandığı değerlendirilir. Abdal Mûsâ’nın Hacı Bektaş ocağının postnişini sıfatıyla kendisiyle görüşmüş olması muhtemel görülmektedir.
Üsküdar’daki türbenin yanında, onun Horasan’dan binerek geldiğine inanılan atına ait sayılan bir mezar daha bulunmaktadır.
Yorumlar (0)
Yorum için giriş yap.